Sanatçı ikilisi :mentalKLINIK’in galerimizde gerçekleştireceği ikinci kişisel sergisine ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyuyoruz. Truish sadece muğlak bir senaryo sunmakla kalmıyor aynı zamanda yerinde bir soru soruyor: Hakikat nedir? Bir şeyin doğruluğu nasıl ölçülebilir? Bu sergide gördüğümüz şey belki hakiki – belki de değil ve bu belirsizlik gerçekliğimizi ve çevremizi sorgulamak için bizi harekete geçiriyor.

Günlük yaşamlarımızı şekillendiren ama görünmez olan politika ve dinamiklere yoğun ilgi duyan :mentalKLINIK, sergi mekanına garip, yabancı ve gerçeküstü unsurları sokuyor. Are You Popular Enough? adlı neon eserlerinde de durum böyle; yapıtta ikilinin el yazıları üst üste binerek onların ikili olarak varlığına meydan okuyor ve eksiksiz memnuniyeti sağlamak için ne kadarın yeterli olduğuna dair bulanık bir anlayış yaratıyor. Sanatçılar bize sıradan ya da normal olanı hatırlatmaya çalışmıyorlar; bunun yerine “hakikat” denen kaygan bir yokuşta yolculuk ederek, gerçek (ve sanat) ile dalga geçen, tekinsiz ve karşı konulamaz bir ortam yaratıyorlar. Bu durum, çoklu katmanlar ve yüzeyler oluşturmak için ucuz üretim çıkartmalar ve popüler Emojiler ile kaplanmış prestijli Time dergisinin kapaklarının etrafındaki ağırbaşlı olmayan pastel renkli çerçevelerde yankılanıyor. Güvenilir bir bilgi/enformasyon kaynağının estetiğini bu şekilde manipüle ederek bu kişiselleştirilmiş kapaklar, hesap verebilirlik ve politik stratejiler konusunda bir tereddüt yaratıyor.

İnternet ve dijital yeniden-üretim çağında hakikat kaypak olabilir ve Phony bunu ustalıkla retoriğin parçası haline getiriyor. Solar film yerleştirilmiş yuvarlak saydam camlı eserler, izleyicinin konumuna göre renklerini değiştirerek ziyaretçilerin istemsiz bir performansın keyfine varmalarına olanak tanıyor. Bu performatif unsur, sanatçıların dikroik bir filmi kıvamına getirmek için ezilme, yuvarlanma ve yassılama gibi ağır fiziksel faaliyetleri gerçekleştirdikleri Chromatic Madness‘da da açıkça görülüyor. Bunu yaparken :mentalKLINIK, Josef Albers’in sanatın içinden değerliliği çıkaran işler üretmek üzere kişinin bedenine ve kolaylıkla bulunabilen malzemelere bel bağlayan oyunsu gayri-resmiyetine gönderme yapıyor. Minimalist bir iş olan Self-Seeking Superficials da, Amerikalı-Alman sanatçı Albers’in farklı renklerin birbirleriyle nasıl ilişkilendiğini araştırdığı renk etkileşimi teorisinden ilham alıyor. :mentalKLINIK böylelikle parlak renkli polyester solar filmleri kaplıyor ve arka planın, nesnenin ve öznenin hepsinin birden aynı anda görünür olduğu çoklu mekanlar yaratıyor. İzleyiciler çarpıtılmış ve süblime edilmiş olarak kendi yansımalarını, dijital çağda manipüle edilmenin altında yatan kavramlara ayak uyduran eserde buluyorlar.

Serginin merkezinde, ilk kez 2009 yılında Art Unlimited Art Basel’de gösterilen Puff işinin yeni bir versiyonu olan Puff Out bulunuyor ve “maddi olmayan bir dünya inşa eden, malzemeler ve eylemlerle çeşitli ilişkiler kuran belirsiz bir mekan, kararsız bir alan ve donmuş zaman yaratmaya çalışıyor.” Bu kendine has enstalasyon, adeta, oyuncularının (robotlar) bir başka pırıltılı ışıltı toplama ve atma performansının daha tadını çıkarmak için sahne arkasına (şarj üniteleri) geçtikleri teatral bir dekoru taklit ediyor. Bunu yaparken de ziyaretçiler, zeminde sürekli değişen bir “tablo” yaratan elektrik süpürgelerinin hareketi etrafında sergi alanını gezmek zorunda kaldıklarında performansın bir parçası haline geliyorlar. Karanlık, pırıltılı ışıltının kendi doğasına ait bir hareketi var ve bu da sonsuz yaratım imkânına olanak veriyor. Benzer şekilde Whiff videosu da, 4 saniyelik aksiyonu 3 dakika 4 saniyelik bir videoya genişleterek gerçek ve sanal, hareketli görüntü ve resim arasındaki sınırı bulanıklaştırıp izleyicinin zaman algısı ile oynuyor. “Konfeti kutlamanın sembolü olmasına rağmen bu video, seyircilerin terapötik bir görselin şiirsel ve politik çağrışımları arasında askıya alındığı bir boşluğu kutluyor.”

İkilik/dualite – ya da eksikliği, – nesnelerin doğruluklarını/dürüstlüklerini sürdüremeyen acayip başarısızlıklar haline geldikleri ve görüp algıladıklarımız hakkında bizi merakta bırakan bu serginin temel meselelerinden biri. :mentalKLINIK’in eserleri sadece popüler kültüre dair sorularla katmanlaşmakla kalmıyor, aynı zamanda algımıza da sürekli meydan okuyarak yeni görme biçimlerini keşfetmemize izin veriyor.

Sanatçıların Biyografisi

:mentalKLINIK, Brüksel’de yaşayan ve çalışmalarını sürdüren, 1998 yılında birlikte çalışmaya başlamış Yasemin Baydar (1972 doğum, İstanbul) ile Birol Demir’den (1967 doğumlu, Ankara) oluşan İstanbullu bir sanatçı ikilisidir. İkilinin teorisi ve pratiği birbirini açıklamaz onun yerine duygusal ve robotik tutumlar arasında gidip gelen eserler üretmek için yeni bir bireysellik yaratırlar.

:mentalKLINIK süreç, üretim, roller, kavrayış ve sunuma dair tepkici ve açık laboratuvar yaklaşımı taşır. Bu söz dağarcığı onların işlerinin farklı referanslar ve geçmişlerle ilişki kurmalarını sağlar. Çalışmaları oksimoronların ve paradoksların karışımıdır; karanlık mizahi, kendi kendine yeten ve günlük yaşamlarımızı tanımlayan görünmez politikalar ve dinamiklerle olduğu kadar hızlandırılmış kapitalizmin toplam etkisiyle de yakından ilgili işlerdir. :mentalKLINIK’in külliyatı gülünçtür ve eğlenceli görünebilir ancak aynı zamanda şiddetli, aşındırıcı ve yaşadığımız dünyayı sorgulayan işlerden oluşur. Kimlik, tarih ve hafıza temalarından sakınan eserleri zamana dayalı enstalasyonlardan, heykeller ve nesnelere kadar kategorizasyona karşı gelen farklı yapıtlardan oluşur.